DİYANET İŞLERİ KİME HİZMET EDİYOR? (RAPOR-4 / EK-1)

Anasayfa » KuranMeali.org Araştırmaları » Hidayeti Gizleyenler Raporları » DİYANET İŞLERİ KİME HİZMET EDİYOR? (RAPOR-4 / EK-1)
share on facebook  tweet  share on google  print  

DİYANET İŞLERİ KİME HİZMET EDİYOR? (RAPOR-4 / EK-1)

Hidayeti Gizleyenler Raporları

KuranMeali.org
16.04.2011 00:00
Hidayeti Gizleyenler Raporlarımızın dördüncüsü olan Şûrâ-13’e ilişkin analizin “hidayeti gizleyenler” bölümünde, Diyanet İşlerimizin meâli yer almamaktadır. Bu durum ilk bakışta son derece sevindirici gibi görünse de acaba gerçekten sevindirici bir haber midir?

Gelin beraberce ilk 4 raporumuzda Diyanet İşlerinin karnesini değerlendirelim:

RAPOR-1: 15/HICR-41

15/HİCR-41: Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun).
Diyanet İşleri: (41-42) Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi.

Hicr-41 meâline göre Diyanet İşlerimiz Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştırdığını biliyor. (1. veri)

RAPOR-2: 48/FETİH-20

48/FETİH-20: Vaadekumullâhu megânime kesîreten te’huzûnehâ fe accele lekum hâzihî ve keffe eydiyen nâsi ankum, ve li tekûne âyeten lil mu’minîne ve yehdiyekum sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).
Diyanet İşleri: Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.

FETİH-20'de "yehdi" kelimesini "iletir, ulaştırır" şeklindeki doğru anlamında kullanan Diyanet İşleri, aynı âyette Sıratı Mustakîm’i "doğru bir yol" olarak tercüme etmiştir. Bu işte bir yanlışlık olmalı diye düşünüp, HİCR-41'e bir daha bakıyoruz ve görüyoruz ki: Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştıran yol olduğunu açıklıyorlar, yani Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştırdığını biliyorlar ve FETİH-20'de bunu gizliyorlar. (2. veri)

RAPOR-3: 32/SECDE-9

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Diyanet İşleri: Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

3. raporumuzda doğru meâl veren Diyanet İşlerimizin insanın fizik bedeni dışında "dizayn edilen (şekillendirilen)" bir nefsi olduğunun farkında olduğunu düşünüyoruz, ancak emin olabilmek için Şems Suresinin 7. âyetine verdikleri meâle bakarak sağlama yapıyoruz.

91/ŞEMS-7: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Diyanet İşleri: Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip andolsun.

Secde-9 ve Şems-7'ye göre Diyanet İşlerimiz bir insanın fizik beden, nefs, ruh ve serbest iradeden oluştuğunu bilmekte ve meâlinde yer vermektedir. (3. veri)

RAPOR-4: 42/ŞÛRÂ-13

42/ŞÛRÂ-13: ... yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
Diyanet İşleri: ... İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

4. raporumuzda da doğru meâl veren Diyanet İşlerimiz "yehdî: ulaştırır", "ileyhi: O'na (Allah'a)", "men: kişiyi", "yunîb: (içtenlikle) Allah'a yönelen" kelimelerinin tümünü doğru tercüme etmektedir, anlamlarını bilmektedir. (4. veri)

ARA KARNE

İlk dört raporun sonunda Diyanet İşlerimizin 4 âyetin 3 tanesinde doğru meâl vermiş olmaları takdire şayan bir davranış olarak görünüyor. Hemen 4 verimizi hatırlayarak kendilerine tebriklerimizi iletelim.

DİYANET İŞLERİ MEÂLİ HAKKINDA EDİNDİĞİMİZ VERİLER
1. VERİ: Hicr-41 meâline göre Diyanet İşlerimiz Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştırdığını biliyor. (1. veri)
2. VERİ: FETİH-20'de "yehdi" kelimesini "iletir, ulaştırır" şeklindeki doğru anlamında kullanan Diyanet İşleri, aynı âyette "Sıratı Mustakîm"i "doğru bir yol" olarak tercüme etmiştir. Bu işte bir yanlışlık olmalı diye düşünüp, HİCR-41'e bir daha bakıyoruz ve görüyoruz ki: Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştıran yol olduğunu açıklıyorlar, yani Sıratı Mustakîm'in Allah'a ulaştırdığını biliyorlar ve FETİH-20'de bunu gizliyorlar. (2. veri)
3. VERİ: Secde-9 ve Şems-7'ye göre Diyanet İşlerimiz bir insanın fizik beden, nefs, ruh ve serbest iradeden oluştuğunu bilmekte ve meâlinde yer vermektedir. (3. veri)
4. VERİ: 4. raporumuzda da doğru meâl veren Diyanet İşlerimiz "yehdî: ulaştırır", "ileyhi: O'na (Allah'a)", "men: kişiyi", "yunîb: (içtenlikle) Allah'a yönelen" kelimelerinin tümünü doğru tercüme etmektedir, anlamlarını bilmektedir. (4. veri)

Bu verilere göre Diyanet İşlerimiz tercüme kalitesi açısından göz doldurmaktadır.

Yoksa bu veriler sadece bir göz boyama mıdır?




BÜYÜTEÇ

Şûrâ-13; bir insanın yaşarken Allah'a ruhunu ulaştırmayı dilemesi halinde Allah'ın bu vazifeyi (hidayete erdirmeyi, yani o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırmayı) Kendi üzerine aldığını gösteren çok önemli bir MÜJDE âyetidir. Aynı MÜJDE, aynı kelimelerle RA'D Suresinin 27. âyetinde de yer almaktadır.

42/ŞÛRÂ-13: ... yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
13/RA'D-27: ... yehdî ileyhi men enâb(enâbe)


"enab, münîb ve yunîb" aynı kökten gelirler ve aynı kelimenin "Allah'a yönelen, Allah'a yönelmiş" şeklinde asli manâyı değiştirmeyen halleridir.

Şûrâ Suresinin 13. âyetine Diyanet İşlerimiz doğru meâl verdiği için Ra'd Suresinin 27. âyetinde de aynı anlamı (MÜJDE'yi) meâllerinde kullanacaklarına emin olarak Diyanet İşlerimizin meâlinde Ra'd 27'yi açıyoruz:


42/ŞÛRÂ-13 (Diyanet İşleri): ... İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

13/RA'D-27 (Diyanet İşleri): ... kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.

Bir dikkatsizlik sonucu "ona" kelimesi "doğru yola" olarak tercüme edilebilir mi?

Hadi diyelim ki bir hatadır olmuş, 3. verimize göre bir insanın "fizik beden, nefs, ruh ve serbest irade" dörtlüsüne sahip olduğunu bilen Diyanet İşlerimizin internet sitesine beraberce bir göz atalım:

***

RUH GÖÇÜ
Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=142

... İslâm inancına göre ruh, ezelî olmayıp sonradan yaratılmıştır. O, bedenin tamamlayıcısıdır. Ahirette beden yeniden yaratılınca ruh tekrar ona iade edilecektir. Dolayısıyla dünyadaki ameline göre mükâfat veya cezaya muhatap olacaktır. ...


***

  • Allah "Kendi ruhumdan üfürdüm (Secde-9)" diyor, siz diyorsunuz ki, "ruh bir yaratıktır, sonradan yaratılmıştır."
  • Allah "Ruh Rabbin emrindedir (İsrâ-85)" diyor, siz diyorsunuz ki, "ruh mükâfat veya cezaya muhataptır", yani yapılan kötülüklerin sorumlusu ruhtur, öyle mi?

    Hayır Siz Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi söylüyorsunuz!

    7/A'RÂF-28: Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emerenâ bihâ, kul innallâhe lâ ye’muru bil fahşâi, e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
    Kötü (çirkin) bir şey yaptıkları zaman: “Babalarımızı onun üzerinde bulduk (onlardan böyle gördük) ve Allah onu bize emretti.” dediler. (Onlara şöyle) de: “Muhakkak ki; Allah, fahşayı (kötülüğü, çirkinliği) emretmez. Allah’a bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?”

    Söyleyin artık, sizin kitabınız Kur'ân olmadığına göre, siz hangi kitaba göre hüküm veriyorsunuz, kime hizmet ediyorsunuz?

    KuranMeali.org, 16 Nisan 2011 Cumartesi

    Benzer konular

    Değerlendirmeler

    Siz de yorumunuzu ekleyin, diğer ziyaretçilerle paylaşın.
    Görüşünü paylaş
    Tartışma başlat

    Bu konuya henüz yorum yapılmadı. İlk yorum yapan siz olun.

    Benzer konular

  • Üye Girişi
    e-posta
    Parola
    Beni hatırla