DİYANET İŞLERİ'NİN GİZLİ AMAÇLARINDAN BİRİ TOPLUMU DÎNDEN UZAKLAŞTIRMAK MIDIR? (RAPOR-17 / EK-2)

Anasayfa » KuranMeali.org Araştırmaları » Hidayeti Gizleyenler Raporları » DİYANET İŞLERİ'NİN GİZLİ AMAÇLARINDAN BİRİ TOPLUMU DÎNDEN UZAKLAŞTIRMAK MIDIR? (RAPOR-17 / EK-2)
share on facebook  tweet  share on google  print  

DİYANET İŞLERİ'NİN GİZLİ AMAÇLARINDAN BİRİ TOPLUMU DÎNDEN UZAKLAŞTIRMAK MIDIR? (RAPOR-17 / EK-2)

Hidayeti Gizleyenler Raporları

KuranMeali.org
22.06.2012 00:00
Hidayeti Gizleyenler raporlarımızın 17.si neticesinde gördük ki Diyanet İşleri’nin meâli sadece 6 âyete doğru meâl vermiş(*), diğer 11 âyette ise hatalı, hatta büyük bölümünde “hidayeti gizleyenler” kategorisinde meâl vermiştir.

(*) 17 âyette sadece 1-2 âyete doğru meâl vermiş mütercimlerin olması da ayrıca düşündürücüdür.

Acaba Türkiye’de toplum olarak Arapça bilmememizden nemalanan, daha da önemlisi toplumumuzu İslâm’dan koparmak amacında olan dîn adamları var mıdır?

Bu yazımızda özellikle Diyanet İşlerini “Kur’ân Meâli” ve “Dîni Kavramlar Sözlüğü” açısından değerlendireceğiz. Ancak hepimiz bilmeliyiz ki; inceleme kapsamına aldığımız Türkiye’de halen satışı süren 31 adet Kur’ân Meâli arasından Diyanet İşleri, 17 âyetin sadece 6’sına doğru meâl vermiş olarak doğruluk açısından 11. sıradadır. Tv’lerden tanıdığımız nice simanın durumu Diyanetin durumunda bile daha vahimdir.

En şaşırtıcı olan ise şu ana kadar incelediğimiz 17 âyetin 17’sine birden doğru meâl veren tek isim İmam İskender Ali Mihr’dir. Hemen hatırlatalım; İmam İskender Ali Mihr, 1990’lı yıllarda Allah’ın Resûlü olduğunu ilan etmiş, böylece Diyanet İşleri ve diğer dîn adamlarının hedefi haline gelmişti. Üstelik Arapça bile bilmiyordu ve bunu da defaatle söylemekteydi.

NASIL OLUYOR DA ARAPÇA BİLMEYEN BİR KİŞİ TÜRKİYE’NİN TEK DOĞRU KUR’ÂN MEÂLİNİ HAZIRLAYABİLİYOR?

Bu sorunun yanıtını merak edenler için söyleyelim, İmam İskender Ali Mihr bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Biz bu ilmi Allah’tan aldık. İncelesinler meâlimizi de 19 cilt 8515 sayfalık tefsirimizi de, acaba tek bir hata bulabilecekler mi?”

17. Raporumuza geri dönersek; Furkân Suresinin 30. âyetiydi konumuz:

25/FURKÂN-30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.

Toplumda (BU KONUDA BİR ÂYET BİLMEMELERİNE RAĞMEN) Resûllükle ilgili olarak en yaygın olan inanışlardan (HURAFELERDEN) birisi, “Resûllerin kendilerine kitap verilen peygamberler” olduğu, bir diğeri de “Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’nin son resûl olduğu” yönündedir.

Konuya bu hurafelere inanmış olarak bakıldığında, Furkân Suresinin 30. âyetinde Allahû Tealâ’ya “Kavmim Kur’ân’ı terketti.” diyen Resûl, Peygamber Efendimiz (S.A.V) olmalıdır.

Oysa Peygamber Efendimiz zamanında tüm sahabe Kur’ân’ın bütününe imân etmiş ve Kur’ân’ı hayatına tatbik etmişlerdir.

3/ÂLİ İMRÂN-119: Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

O halde bu Resûl başka bir resûldür. Terkedilen şey Kur’ân olduğu cihetle, bu resûlün Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’den de önce yaşamadığı açıktır.

Kimdir Furkan-30’daki sözü söyleyen?

Öncelikle az evvel verdiğimiz 2 hurafenin, Allah’ın âyetleriyle neden hurafe olduğunu açıklayalım.

1. HURAFE: Resûller kendilerine kitap verilen peygamberlerdir inanışı bir hurafedir.

3/ÂLİ İMRÂN-81: Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.

Bu konuda nice âyet olmasına rağmen, Âli İmrân Suresi bu inanışın hurafe olduğunu ortaya çıkarmak için yeterlidir. Allahû Tealâ nebîlere “Size kitap ve hikmet verdim.” buyurmuştur.

NEBÎLER; KENDİLERİNE KİTAP VERİLEN PEYGAMBERLERDİR.

***

2. HURAFE: Hz. Muhammed (S.A.V)’nin son resûl olduğu inanışı bir hurafedir.

39/ZUMER-71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alâl kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Eğer Risâlet müessesesi sona ermiş olsaydı, Zumer Suresinin 71. âyetine göre Peygamber Efendimizden sonra yaşayan hiç bir kimsenin cehenneme gitmiyor olması gerekirdi.

Oysa ki Hz. Âdem’den kıyâmete kadar yaşayan tüm insanlardan cehennem ehli olanlar cehenneme girerken, cehennem bekçileri onlara “SİZİN İÇİNİZDEN RESÛLLER SİZE GELİP, SİZİ UYARMADI MI?” diye soracak ve içlerinde bugün yaşayan insanların büyük bölümünün de yer aldığı cehennem ehli “EVET, GELDİLER” diyeceklerdir.

Peki bu Resûlün bir başka özelliği daha var mıdır? Evet! Resûller hem her kavme gönderilirler, hem de gönderildikleri kavmin lisanını konuşurlar.

16/NAHL-36: Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

14/İBRÂHÎM-4: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir.

ALLAHÛ TEALÂ KIYÂMETE KADAR HER KAVME, O KAVMİN LİSANINI KONUŞAN RESÛLLERİNİ GÖNDERMEKTEDİR.

***

Nasıl oluyor da Kur’ân’a aykırı olduğu sadece bir kaç âyetle anlaşılabilecek bu hurafeler toplumda yaygın yer edebiliyor?

Okul yıllarımızı hatırlarsak, o zamanlar en sevdiğimiz öğretmenlerimiz bize en yüksek notları verenler olmasına rağmen, bugün en çok anımsadıklarımız ve değer verdiklerimiz ise bize en çok şeyi öğretenlerdir.

Öğretmek isteyen kimse, konuyu örnekleyerek veya kolaylaştırarak, karşısındakinin anlayacağı seviyeye getiren kişidir. Bunun tam tersi ise konuyu son derece soyutlaştırarak ve çelişkili bir uslup kullanarak karşısındakini bu konuyu anlamayacağına ikna edendir. Bir kişi bir konuyu anlamayacağını düşündüğü noktadan itibaren o konu artık havada kalmaya ve bir kulaktan girip öbüründen çıkmaya mahkûmdur.

Acaba günümüzde ekranlarda görmeye alıştığımız dîn adamları sizce hangi kategoriye giriyorlar? Hemen soru-cevaplarla yanıt arayalım;

SORU-1: TÜRKİYE’DE TOPLUMU İSLÂM’DAN VE KUR’ÂN’DAN KOPARMAK İÇİN HURAFELERİ YAYAN KİŞİ VE KURULUŞLAR MI SÖZ KONUSUDUR?

Bu sorunun yanıtı maalesef EVET’tir.

SORU-2: TÜRKİYE’DE HURAFELERİ YAYMAK ÜZERE FAALİYET GÖSTEREN KURULUŞLARDAN BİRİ DİYANET İŞLERİ MİDİR?

Bu sorunun yanıtını bulmak için Diyanet’in Kur’ân Meâli’ni okumak (aynı cümleleri içeren âyetleri eşleştirmek şaşırtıcı bir yöntem olabilir) veya sitesinde ufak bir gezinti yapmak yeterli olacaktır.

RESUL: Sözlükte "risalet görevini yerine getiren elçi" anlamına gelen resul, dinî literatürde, Allah tarafından yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir topluma veya bütün insanlığa gönderilen kimsedir.

KAYNAK: Diyanet İşleri Dîni Terimler Sözlüğü
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=469

* Resullerin kendilerine kitap verilenler olduğu inanışı Kur’ân’a aykırı olup, elyazmalarına (emaniyye) dayanan bir hurafedir.
NEBÎ: İslâm bilginleri resul ile nebi arasında fark olduğunu, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilen peygamberlere resul-mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla göndermeyip, önceki bir resulün kitap ve şeriatını tebliğ etmekle görevli peygamberlere ise nebi dendiğini söylemişler ise de, Kur'ân'da böyle bir ayırım bulunmamakta, aksine nebilere kitap, hüküm, hikmet verildiği ve vahyedildiği bildirilmektedir.

KAYNAK: Diyanet İşleri Dîni Terimler Sözlüğü
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/DiniBilgilerDetay.aspx?ID=287

* Kur’ân-ı Kerim’e göre nebîler kendilerine şeriat kitabı verilen peygamberlerdir.


Diyanet İşleri’nin aynı web sitesinin, aynı bölümündeki 2 başlık arasındaki çelişkinin bir açıklamasını duyabilmeyi çok isterdik. Ancak daha evvelde duyurduğumuz üzere tüm raporlarımızı ilk olarak Türkiye’deki tüm müftülüklere göndermemize rağmen bugüne kadar kurum olarak konuları açıklamama, hatalarını düzeltmeme veya raporlardaki açıklamalara yönelik bir itirazları var ise bu itirazları belirtmemek üzere insanüstü bir yetenekle sukunetlerini korumaktadırlar.

Resûl sayfasında hurafe yaymaya çalışan Diyanet neden nebî sayfasında “Nebîler kendilerine kitap ve şeriat verilen peygamberlerdir” şeklindeki Kur’ân hakikâtine yer vermiştir?

Bu sorunun gerçek yanıtı kendi vicdanlarında ve cehenneme gitmesine sebep oldukları insanlardan dolayı aldıkları vebalin idrakine varıp varmamaları neticesinde şekillenecek ve suskunlukları inşaallah belki de günün birinde itiraflara dönüşecektir.

Ancak onlar susadursunlar, Allah’ın hem bu dünya hem ahiret saadetine ulaşmak isteyen insanlar olarak bizim sormamız lâzım gelen soru bellidir:

ACABA

Diyanet İşleri içinde şeytana hizmet edenler ile Allah’a hizmet edenler arasında bir savaş mı yaşanmaktadır?

YOKSA ACABA;
Her iki yazıyı da yazan aynı (şeytan) kimselerdir de dîni kavramları karmakarışık hale getirerek toplumu İslâm’dan mı uzaklaştırmayı mı hedeflemektedirler?


Bu seçeneklerden hangisi doğru olursa olsun, bugüne kadar onlar görevlerini başarı(!) ile yerine getirmiş olurlarsa olsunlar, bizleri kurtuluşa götürecek yegâne furkan Kur’ân’dır.

25/FURKÂN-30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.

Kur’ân’ı terkedenler arasından sıyrılmanız ve Allah’a ulaşmayı dileyerek felaha erenlerden olmanız dilek ve dualarımızla...

***

HALKIMIZ İÇİN BİR NOT: Facebook Tezekkür adresinde site yöneticilerimiz, her konuda sorularınızı âyetlerle yanıtlamaktadır.

DÎN ADAMLARIMIZ İÇİN BİR NOT: Raporlarımızda katılmadığınız, itiraz etmek istediğiniz tüm bölümler için Facebook Tezekkür adresimizde her gün Kur’ân Âyetleri Tezekkürleri düzenlenmektedir. Buyurun, itirazlarınızı bekliyoruz, eğer bir yanlışımız var ise öğrenmek ve düzeltmek isteriz.

http://www.facebook.com/groups/tezekkur/

KuranMeali.org, 22 Haziran 2012 Cuma

Benzer konular

Değerlendirmeler

Siz de yorumunuzu ekleyin, diğer ziyaretçilerle paylaşın.
Görüşünü paylaş
Tartışma başlat

Bu konuya henüz yorum yapılmadı. İlk yorum yapan siz olun.

Benzer konular

Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla